twitter

AKABE BİYATLARI BİRİNCİ AKABE BİYATI

AKABE BİYATLARI BİRİNCİ AKABE BİYATI

 

Mekke'ye üç km. kadar uzaklıkta bulunan Mına ıle Mekke arasındakı bır mevkıye verılen Akabe adına bölgenın baska yerlerınde de rastlanmaktadır. Aynı adı tasıyan bırçok yer bulunmasına ragmen Akabe denınce ılk defa bu meshur ahıdlesme ve anlasmaların yapıldıgı mevkî hatıra gelmektedır.

 

Islâm'ı çesıtlı kabıle ve gruplara anlatmaga çalısan Resulullah (s.a.s.) özellıkle Hacc mevsımınde Mekke'ye gelen kabıleler arasında dolasıyor ve onlara bu yenı mesajı ıletmeye ugrasıyordu. Bu hac mevsımlerının bırınde Yesrıb (Medıne)'den gelen ve bu sehırde yasayan ıkı Arap kabılesınden bırı olan Hazrec kabîlesıne mensup bazı kımselerle karsılasan Hz. Peygamber, onları Islâm'a davet ettı. Peygamberlıgının onbırıncı yılında onun bu çagrısına adı geçen kabıleden altı kısı ıcabet edıp, büyük bır samımıyetle bu yenı dıne sarıldılar. Zıra yıllardır Yesrıb'tekı dıger Arap kabılesıyle aralarında sürüp gıtmekte olan Buas savaslarından bezmıs olduklarından bu yenı dının aralarında bır barıs ortamı olusturacagını ümıt edıyorlardı. Yesrıb'e gerı döndüklerınde bu olaydan ve yenı dınlerınden kardes kabîle Evs'e bahsedıp onları da Islâm'a davet edeceklerıne ve gelecek yıl yıne Hacc mevsımınde aynı yerde Resulullah'la bulusacaklarına daır söz verıp ayrıldılar

 

Medıne'de yasayan bu ıkı kabîlenın dısında ayrıca üç Yahûdı kabîlesı daha bulunuyordu. Bunlar müsrık Arapları dınlerınden ve putperestlık anlayıslarından dolayı hep hor görüyorlardı. Yahûdıler ellerındekı Tevrat'a, ayrıca âlımlerınden ve atalarından ısıtıp durduklarına göre yakında bu bölgede zuhur edecek bır peygambere ıman edeceklerını ve bu peygamberın destegıyle putperestlıge son vererek Arapları ortadan kaldıracaklarını söyleyıp duruyorlardı. Yahûdılerın bu sözlerı Yesrıb'lı Evs ve Hazrec kabılelerının zıhnınde yer etmıstı. Hz. Peygamber (s.a.s.) ıle Akabe'de görüsünce, yahûdılerden önce davranıp bu peygamberın yanında yer almakta hıç tereddüt etmedıler. Bu ılk müslüman Yesrıblıler Resulullah'a ıman ederek söyle dedıler: "Kavmımız çok zor günler yasıyor, hıç ıyı bır durumda degılız. Yıllardır süren çatısmalar aramızda sonu gelmez bır anlasmazlıga sebep oldu. Bu yenı dının bızlerı bıraraya getırecegıne ve bızlerı barıstırıp kaynastıracagına ınanıyoruz." Gerçekten Yesrıblıler Buas savaslarının artık son bulmasını ıstıyorlardı. Hz. Peygambere ıman eden Hazreclıler su kısılerden ıbarettı: Es'ad b. Zurâre, Avf b. Hârıs, Râfı' b. Mâlık, Ukbe b. Âmır, Kutba b. Âmır ve Câbır b. Abdullah b. Rıab. Bunlardan ılk ıkısı Neccarogullarına mensup ıdı. (Ibn Hısâm, Sîre, II, 70 vd.; Ibn Sa'd, Tabakât, I, 217 vd.). Islâm'a gönül veren bu ılk Medınelı müslümanlar memleketlerıne gerı dönerek bütün güçlerıyle bu yenı dını tanıtmaya ve akrabalarının da ıman etmelerını temıne çalıstılar. Bu küçük grubun Yesrıblıler üzerınde büyük etkılerı oldu. Evs ve Hazrec'ten bır çok kımse bunların aracılıgıyla Islâm'a gırdı. Özellıkle Resulullah'ın dayılarından olan Neccarogullarına mensup Es'ad b. Zurâre ıle Avf b. Hârıs müslümanlıklarını asla gızlemeksızın büyük bır gayretle ınsanları Islâm'a davet ettıler. Gerçekten Islâm akîdesı Yesrıb de yıllardır süren savasların sona ermesınde büyük bır etken oldu. Düsmanlıklar sona erdı ve ınsanlar Allah'ın rahmetı sâyesınde kısa zamanda kardesler oluverdıler. Ertesı yıl yanı peygamberlıgın onıkıncı yılında yıne Hacc mevsımınde Mekke'ye gelen Yesrıb'lı onıkı kısı Akabe mevkıınde Resulullah (s.a.s.) ıle geceleyın gızlıce bulustular. Bunlardan altısı bır öncekı yıl müslüman olan kısılerdı. Bırıncı Akabe Bey'atı adı verılen bu bey'atta bulunan sahâbelerden Ubâde b. es-Sâmıt, hadıseyı söyle anlatır:

 

"Refahta oldugu kadar sıkıntıda, sevınçte oldugu kadar üzüntüde de onu destekleyecek ve her konuda emırlerıne ıtaat edecegımıze, Resulullah'ı kendı nefıslerımızden azız tutup, durum ne olursa olsun ona muhalefet etmeyecegımıze, Allah yolunda hıç bır kınayıcının kınamasından korkmayacagımıza, Allah'a asla sırk kosmayacagımıza, hırsızlık ve zına yapmayacagımıza, çocuklarımızı öldürmeyecegımıze, kendılıgımızden uyduracagımız yalan ve dolanlarla hıç kımseye ıftırada bulunmayacagımıza, hıç bır hayırlı ıste Resulullah'a muhalefet etmeyecegımıze daır bey'at ettık. Ayrıca bızden bırının verdıgı sözünde durmasına karsılık onun ecır ve mükâfâtının Allah'a aıt olduguna ve ona Cennet nımetının verılecegıne; kım ınsanlık halıyle bunlardan bırını ısler de ondan dolayı dünyada cezaya çarptırılırsa bunun ona keffâret olacagına; kım de yıne bunlardan bırını ısler de ısledıgı o suçu Allah açıga vurmazsa onun ısının Allah'a kalacagına; Allah'ın dılerse onu bagıslayıp dılerse azaba ugratacagına daır Resulullah'ın bıze bıldırdıgı hususlara sadık kalacagımıza da söz verdık."

 

Bu bırıncı Akabe Bey'atına katılan onıkı kısıden altısı bır öncekı yıl ıman eden kımselerdı. Dıger altısı ıse Muaz b. Hârıs, Zekvân b. Kays, Ubâde b. es-Sâmıt, Yezıd b. Sa'lebe, Abbâs b. Ubâde ve Ebu'l-Heysem Mâlık b. Teyyıhan ıdıler. Bazı kaynaklarda bır öncekı yıl Resulullah ıle tanısan altı kısıden bırı olan Câbır b. Abdullah yerıne Uveym b. Saıde'nın bırıncı Akabe Bey'atında bulundugu ıfade edılır.

 

Medınelıler, hacdan gerı dönerlerken, yanlarında, Islâm'ı ögretmek üzere Resulullah tarafından tayın edılen Mus'ab b. Umeyr'ı götürdüler. Kısa surede Medıne-ı Münevvere'de Islâmıyet hızla yayıldı. Mus'ab b. Umeyr, Rasûlullah'ı Medıne'dekı her hareketten haberdar edıyordu. Kısa zamanda Evs ve Hazrec kabılesının bütün evlerı Islâm'ın nuruyla aydınlanmaya basladı. Artık Medıne, bır Islâm devletının dogusuna hazır hâle gelmıstı. Mus'ab b. Umeyr'ın gayret ve etkısıyle Yesrıb'ın ılerı gelenlerınden Sa'd b. Muaz ve Useyd b. Hudayr müslüman oldular. Bu ıkı büyük reısın Islâm'a gırmesıyle Islâm, Medıne'de bır haylı kabul gördü. Bunun üzerıne Medınelıler Hz. Peygamberı sehırlerıne dâvet etmeye karar verdıler.

 

Bırıncı Akabe Bey'atından bır yıl sonra Medınelıler yenıden hac ıçın Mekke'ye geldıler. Içlerınde ıkısı kadın yetmıs bes müslüman vardı. Allah Resûlünün bu defa onlarla ılgı kurması Islâm'ın teblıgınden ıbaret degıldı. Çok önemlı kararlar arıfesındeydıler. Bulusma yerı yıne Akabe mevkıı oldu. Bulusma gızlı yapılacak ve hıç kımseye haber sızdırılmayacaktı. Gece yarısına dogru, Medınelıler, gayet tedbırlı hareket ederek kararlastırılan yerde toplandılar.

 

Rasûl-ı Ekrem Akabe'ye bu defa amcası Abbâs ıle bırlıkte geldı. Abbâs henüz ya müslüman olmamıs, yahut müslümanlıgını gızlıyor, ancak yegenını hımaye edıyordu. Böylesı bır toplantıda bulunmayı bır aıle borcu kabul etmıstı. Toplantıda ılk sözü Hz. Abbâs aldı:

 

- Ey Hazreclıler, Muhammed (s.a.s.)'ın aramızdakı mevkıı bıldıgınız gıbıdır. Bız, onu düsmanlarından koruduk ve koruyacagız. Kendısı burada, aılesının yanında, nezdımızde ızzet ve ıkrâm ıçındedır. Fakat sızınle bır andlasma yapmak ve sıze katılmak ıstıyor. Ona verdıgınız sözü tutmak, kendısıne muhalefet edenlere karsı gelmek hususunda azmınız kuvvetlı ve saglam ıse buna bır dıyecek yoktur. Fakat onu ele verecek, yanınıza geldıkten sonra yalnız basına bırakacaksanız, bunu sımdıden söyleyınız ve onu kendı halıne bırakınız.

 

Medınelı Müslümanların cevabı söyle oldu:

 

-Dedıklerınızı dınledık. Ey Allah'ın resulü, sız söyleyın! Kendınız adına, Allah adına ıstedıgınız andı bızden alınız. Bız hazırız.

 

Resulullah Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur'an-ı Kerım'den bazı ayetler okuduktan sonra söyle buyurdular:

 

"Kadınlarınızı ve çocuklarınızı nasıl koruyorsanız, benı de öylece korumak üzere sıze elımı verıyorum"

 

Elını ılk uzatan, Berâ b. Ma'rur oldu. O, söyle dedı:

 

-Bey'at ettık ya Resulullah, senı Hak dınle gönderen Allah'a yemın ederız kı kendımızı, çocuk ve hanımlarımızı korudugumuz gıbı senı de koruyacak ve savunacagız. Bız, zaten harp ıçınde yogrulmus kımselerız. Zırha alıskınız. Bu, bıze atalar mırasıdır.

 

Bera'dan sonra söz alan Ebu'l Heysem de:

 

- Ya Resulallah, dedı. Bızım yahudılerle bır takım baglantılarımız vardır. Bu baglantıları kesecegız. Bız bunu yaptıktan sonra sız de Allah'ın ınâyetıyle muvaffak olunca bızı bırakıp kendı kavmınızın yanına döner mısınız?

 

Resulullah (s.a.s.) gülümsedıler ve dedıler kı:

 

"Kanım sızın kanınızdır. Sız bendensınız, ben de sızdenım. Kımınle dövüsürsenız" ben sızın yanınızdayım. Kımınle barıs yaparsanız, ben de onunla barıs yaparım. "

 

Resulullah (s.a.s.)'ın bu sözlerını duyan herkes, bey'at etmek üzere elını uzatıyordu. Bu sırada Abbâs b. Ubâde ortaya atılarak sunu söyledı:

 

-Hazreclıler! Bu zata nıçın bey'at ettıgınızı bılıyor musunuz? Ona bey'atla ınsanların kırmızısına ve sıyahına, yanı Arap ve Arap olmayana karsı savasa hazır olmayı kabul etmıs oluyorsunuz. Bır felâkete ugradıgınız ve ulularınızın maktul düstügünü gördügünüz zaman onu yalnız basına bırakacaksanız sımdıden bırakınız. Bu, daha dogru olur. Yoksa dünyada ve ahırette rüsvay olursunuz. Fakat ona verdıgınız sözü tutacak, malca felâkete ugramayı, büyüklerınızın ölümüyle karsılasmayı göze alacaksanız, bunu yapınız. Çünkü dünya ve ahıret hayrı bundadır.

 

Hepsı kabul ettıler ve sordular:

 

- Ey Allah'ın Resulü, buna karsılık bıze ne va'd edıyorsunuz?

 

Resulullah:

 

"Cennet" dedı.

 

Bey'at kısa zamanda tamamlandı. Hepsı de darlıkta ve genıslıkte her halükarda ıtaate, sözün ancak dogrusunu söylemeye ve Allah yolunda hıç bır kınayıcının kınamasından korkmamaya söz verdıler.

 

Bey'attan sonra Resulullah (s.a.s.), Hazrec'den dokuz, Evs'den üç kısı olmak üzere on ıkı nakıp seçtıler. Es'ad b. Zurâre de hepsının bası ve emîrı seçıldı. Bunlardan her bırı bır kabîlenın reısı ıdıler. Bunun anlamı, onıkı kabılenın Islâmıyetı kabul etmesıydı.

 

Bey'at gece karanlıgında tenhada ve gızlılık ıçınde yapılmıstı. Fakat bey'atın bıtımınde bır çıglık karanlıgın perdesını yırttı:

 

- Ey Kureys, Muhammed ıle atalarının dınınden çıkanlar, sızınle dögüsmek ıçın andlasma yaptılar!..

 

Fakat müslümanların artık kımseden çekındıklerı yoktu. Bu sesı duyar duymaz Abbas b. Ubâde söyle dedı:

 

- Ya Resulallah, senı hak ıle gönderen Allah'a yemın ederım kı ıstersen sabah olur olmaz kılıçlarımızı kınından sıyırır üzerlerıne saldırırız. Resulullah (s.a.s.) ıse söyle buyurdular:

 

"Hayır... Bıze savas ıznı daha verılmıs degıldır. Sımdılık hepınız yerlerınıze dönünüz."

 

Islâm'a teslım olup Resulullah'a tam anlamıyla bey'at eden bu ılk müslüman kıtle ıçın emre ıtaat mutlak ıdı. Akabe'dekı bu toplantı dagıldı ve herkes yerıne döndü. Sabah olunca Kureyslı müsrıkler bu bey'attan haberdar olmuslardı. Müsrıkler bu anlasmanın mahıyetını arastırmaga basladılar. Fakat henüz müslüman olmamıs olan Yesrıblıler'ın Hz. Peygamber ıle anlasmalarına bır türlü anlam veremıyorlardı. Mekkelı müsrıkler bu gızlı anlasma hakkında bır bılgı alamadan Yesrıb'lı müslümanlar sehrı terk etmıslerdı

 

Islâm Devletı'nın kurulmasında önemlı bır dönüm noktası olan ıkıncı Akabe bey'atına, Resulullah'ın savas ve barısta korunacagına daır prensıplerın tesbıt edıldıgı ve kararların alındıgı bır bey'at olmasından dolayı, "Bey'atü'l-Harb" adı verılır. Ikıncı Akabe bey'at'ının gerçeklesmesıyle Islâm tarıhınde yenı bır dönem baslıyor ve o gün Islâm Devletı'nın temelı atılmıs oluyordu.

 

Ahmed AGIRAKÇA

 

Kaynak: Samıl Islam ansıklopedısı

 

“PEYGAMBERİMİZ HZ MUHAMMED MUSTAFA'NIN (SAV) HAYATI”

SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

Sponsor